13 Eylül 2010 Pazartesi

Referandum sonuçları üzerine bir analiz


Politik yazılar yazmayı sevmiyorum. Bu fikirsizim demek değil ama neticede toplumu geriyor, kutuplaştırıyor bu tip şeyler. Hepimizin farklı düşüncelerde, farklı siyasi görüşlerde olması doğal ve demokrasinin de gereği…

Referandum sonuçlarını kestirmeye çalışarak yazdığım yazıda neden “evet” çıkacağına dair öngörülerde bulunmuştum. Şimdi dilerseniz neden evet çıktığına dair birkaç şey söyleyeyim.

1-Hayır’cı kesim ısrarla olayı Tayyip karşıtlığına dayandırdı oysa adamın zaten iktidar partisi olarak ciddi bir oyu ve hatta kendi partisinden daha fazla oy potansiyeli vardı. Dahası çok akıllıca bir şekilde olayı bizimkiler demeden demokrasi isteyenler ve darbeciler eksenine oturttu başbakan ve samimi ya da değil birçok kesimi kendine inandırdı

2-Ana muhalefet partisinin hala ne kadar geriden geldiğinin, ilerici olması gereken bir partinin hem düşünce olarak hem de teknolojiyi kullanma becerisi, iş takibi, parti disiplini olarak ne kadar geride olduğunun göstergesi “genel başkanlarının oy dahi kullanamamasıdır” bu hafife alınacak bir şey değildir. Hele bir gazete bu konuda uyarmışken tam bir rezalettir bence.

3-Kendine aydın diyen halkı küçümseyen bir sol düşünülemez. Ama bizim ülkemizde olabiliyor ne yazık ki. Kendi seçmenine koyun diye hakaret eden. Oyunu satıyor diye aşağılayanlar, gerek yenilgiyi baştan kabullenmiş agresiflikleri ile gerek ne kadar gelecek kaygısı taşısalar da elitist yaşam tarzlarından taviz vermeyerek bu kampanya için çalışmak yerine sövüp saymayı tercih ettiler. Birçok insan onlara kızarak, bu söylemleri kendine ve yaşam tarzına hakaret sayarak “evet” oyu verdi belki de.

4-Ne kadar iktidar partisini bölücülükle suçlarlarsa suçlasınlar tüm partilerin başbakanın Türkiye’nin her yerinden oy aldığı gerçeğini görmesi gerekir. Bundan sonraki siyasi çizgilerine bu partiyi iyi inceleyerek yön vermeleri gerektiği kanısındayım. Ayrıca özellikle yıllardır kökleşmiş bazı kurumların yarı siyasi tavır almaları, bir takım davalarda tutuklananların bir şekilde Ali Cengiz oyunlarıyla arka kapıdan salıverilmeleri, bu kurumların ıslah edilmesi gerektiği yönünde bir görüş oluşmasına ve halkın buna destek vermesine yol açmıştır. Bundan sonra siyasi partilerin devlet kurumlarından medet ummayı kesmeleri, bu etkinin halk nezdinde ters teptiğini görmeleri gerekir.

5-İşin belki de görülemeyen ve hala görülmemekte ısrar edilen tarafı ise ülkemizde aydınlığı, ilericiliği, özgürlüğü savunmanın Akp’ye kalmış gibi gözükmesidir. Bu ilerici olduğu iddiasındaki sol düşünceyi temsil edenler için utanılması gereken bir şeydir. Dilerse bu iktidar partisinin bir oyunu olsun, üzerinde durup düşünülmesi gereken kendi algılarımızdan çok davranış biçimimizdir. Demokratik davranış biçimini benimsemek ve daha fazla özgürlük istemek bir sağ partiye bırakılmayacak kadar önemli bir iştir.

6-Ve hiçbir zaman unutulmaması gereken demokrasilerde halktan kopuk siyaset yapılmaz, halk küçümsenmez, halk aşağılanmaz. Koyun diyerek, göbeğini kaşıyor diyerek hafife alınmaz. Alanların aldığı sonuçlar da ortadadır. İşin kötüsü bence iktidarın temsilcilerinin zaman zaman sergiledikleri davranışlarda bu bakımdan çok iç açıcı değilken halkımız iki kötüden birini iyi diyerek seçmiştir. Hem de açık ara farkla.

7-Partiler bazında olaylara bakmıyorum ama MHP’nin de DTP’nin de şapkalarını önlerine koyup artık ırkçı söylemlerin fayda etmediğini, toplumun barış ve kardeşlik istediğini görmeleri gerekir. Ayrıca MHP cezaevlerinde vaktiyle en az solcular kadar çile çeken eski ülkücüleri görmezden gelmekle ne kadar hata ettiğini umarım anlamıştır.

Sonuçların ülkemiz ve geleceğimiz adına hayırlı olmasını diliyorum.
Saygılarımla

7 Eylül 2010 Salı

Sevgi dolu bir bayram dileği


sevmek denilen şey
bir çocuğun çikolatayı sevmesi gibi birşey değildir.
o zaman ağlayan birine sarılamazsın,
derdine anlatırsa dinlerken canın sıkılır.
kızarsa sakinleştirmeye uğraşmazsın.
hata yaparsa affedemezsin.
sevmek bir bütünü sevmektir
bölüp parçalayamazsın.
 ERKAN BAL
:)

( * ) hepinize sevgi ve mutluluk dolu bayramlar dilerim.